Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

Mustafa Kemal ATATÜRK

 

Bolu Halkevinde bir gece kaldım. Bolu’nun güzelliğinden, halkın coşkun sevinçlerinden çok mütehassis oldum.

Gazi Mustafa Kemal








 

ATATÜRK VE BOLU*

Atatürk Bolu’ya 17 Temmuz 1934 tarihinde gelmiş, Halkevinin hatıra defterine şunları yazmıştır; "Bolu Halkevinde bir gece kaldım. Bolu'nun güzelliğinden, halkın coşkun sevinçlerinden çok mütehassis oldum."  Gazi Mustafa Kemal 

Bolu - Mustafa Kemal Paşa ilişkileri, Erzurum Kongresi sırasında başladı. 23 Temmuz 1919'da Erzurum'da, 4 Eylül 1919'da Sivas'daki milli kongreler, bunlara ait metinler, telgraf yolu ile Bolu Mutasarrıflığı'na ulaştırıldı. Hey'et-i Temsiliye Başkanı olarak, Sivas'tan bir çok talimat, Mutasarrıf Ali Haydar Bey'e, Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti'ne iletilmiştir. 


Damat Ferit Paşa hükümeti ile bağlantının kesilmesi de M. Kemal Paşa'nın isteği üzerine gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Dertli Gazetesi ve asayişle ilgili dilekler de Sivas'ta M. Kemal Paşa'ya duyurulmuştur. Bolu ile Adapazarı arasındaki Akyazı'da meydana gelen başkaldırma esnasında, İzmit, Adapazarı, Düzce ve Bolu yöneticilerinin sık sık dikkati çekilmiştir. 


atatürk

Mutasarrıf Ali Haydar- M. Kemal Paşa görüşmeleri de, 1920 yılı içinde devam etmiştir. Sonraki Mutasarrıf Halil Bey de Bolu-Ankara ilişkilerini titizlikle ve zaman kaybetmeksizin devam ettirmiştir. 1921-1922 yılında, Bolu-M. Kemal teması yine tel görüşmeleri yolu ile sürdürülmüştür. Türkoğlu Gazetesinde yer alan bu haberler şöyledir: "Gâzilik ve mareşallik ünvan ve rütbelerinin tevcihi üzerine, Bolu Gençler Birliği Riyâseti tarafından Başkumandan Gâzi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine hitâben çekilen tebrik telgrafnâmesine cevaben Müşarünileyh Hazretleri tarafından şeref-vârid telgrafnâme sureti ber-vech-i zır derc-i sütûn mefâharet olunur: Bolu Gençler Birliği Riyâsetine, Tebriklerinize samimâne teşekkür ederim." 

atatürk

28.9.1921 "T.B.M.M. Reisi ve Başkumandan M.Kemal B M M Reisi Başkumandanlık Cânib-i Âlisine, Bugün Bolu Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) tarafından vatan ve memleket yolunda hayatlarını fedâ eden şehidlerin bıraktıkları evladlarımızla cebhede bulunan sevgili askerlerimizin yavrularından 186 çocuğun Memleket Hastahanesinde sünnetleri yapılmıştır. 

Bu münâsebetle memleket donatılmış, muzika ve davullarla çocuklar arabalarla gezdirilmiş ve hepsine de bir kat elbise ve ayakkabıları ve muhtelif hediyeler verilerek, gerekli bakımları ve dinlemeleri sağlanmıştır. Arzederim. Bolu Mutasarrıfı Fahri (Fahreddin)"

M. Kemal Paşa, TBMM Reisi ve Başkumandan imzası ile şu karşılığı vermiştir; "Bolu Mutasarrıflığına, 10 Eylül 1921 tarihli telgrafa cevap.

Bolu Himâye-i Etfal Cemiyeti tarafından şehidler ve mücâhidler çocuklarından 186 kişinin sünnetlerinin yapılması ve kendilerine elbise ve hediyeler verilmesi, övünülecek şeylerdir. Teşekkür ederim. Bu gibi şeylerin devamı gereklidir. İlgililere bildirilmesini rica ederim." Bolu Milletvekili Yusuf İzzed Paşa'nın ani ölümü üzerine ailesine, Bolu Belediyesi Başkanlığına, Müdâfaa-ı Hukûk Cemiyeti Başkanlığına ve Gençler Birliği Başkanlığına üzüntülerini bildiren telgraf yollanmıştır. Tarihi 19 Nisan 1922'dir. "Yusuf İzzed Paşa'nın ölümünden dolayı müteessir olan Büyük Millet Meclisi, muhterem arkadaşları hakkında izhâr buyurulan hissiyat kadir-şinaslıkdan dolayı takdim-i teşekkürat eyler Efendim... BMM Reisi Mustafa Kemal" Bolu - M. Kemal ilgisi, sadece mutasarrıflık da değil, Çorum'daki Bolulular arasında da yaygındı. Türkoğlu Gazetesinin 14 Mayıs 1922 tarihli nüshasında, Ali Rıza Efendi ile ilgili olarak şu habere yer verilmektedir: "Çorum'da bulunmakta olan milli sanatkârlarımızdan diş doktoru Bolulu Ali Rıza Efendi, Başkumandanımız Gâzi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin altından bir heykelini yaparak Paşay-ı müşarün-ileyhe takdim etmişlerdir. 

 

Ali Rıza Efendi, memleketimizin en fedâkar ve vatanperver sanatkârlarındandır. Hemşehrimizin hareketini takdir ve kendisini tebrik ederiz." Mustafa Kemal Paşa,Haziran 1922'de, Mustafa Kemal Paşa İzmit'de Fransız Yazarı Claude Farrer ve annesi Zübeyde Hanım ile görüşmek için Ankara'dan Adapazarı'na seyâhat etmiştir. 

Öyle görünüyor ki gezi gizli tutulmuştur. Bu münâsebetle Bolu Mutasarrıfı Fahreddin Bey ile M. Kemal Paşa arasında şu tel görüşmesi yapılmıştır: "Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine; TBMM Reisi Başkumandan Gâzi M. Kemal Paşa Hazretlerinin livâmız (Bolu) dahilinden geçerek İzmit'e teşrif buyuracakları evvelce haber alınmıştı. Biz de, zât-ı âlinizi Göynük'de karşılama ve Bolu adına hoş geldiniz diyecektik.


atatürk

Dönüşünüzde de, uğurlamak için özel bir heyet hazırlamıştık. Ancak, Başkumandan Paşa Hazretlerinin teşrifleri ani ve habersiz vuku bulmakla, karşılama grubu istikbâlinizden mahrum kalmıştır. 24 Haziran 1922 M. Kemal Paşa da, Bolu Mutasarrıfına teşekkür etmek üzere aşağıdaki telgrafı göndermiştir. Tarihi 26 Haziran 1922'dir. "Bolu Mutasarrıflığına, 24 Haziran 1922 tarihli telgrafınızı aldım. Hakkımda bütün Bolu halkının gösterdiği hissiyat ve tezâhürat-ı samimâneden pek duygulandım. Teşekkürlerimin ilgililere bildirilmesini ricâ ederim.TBMM Reisi Başkumandan M. Kemal" Bolu Genel Meclisinin açılması nedeni ile Mutasarrıf ve M. Kemal Paşa arasında da şu tel görüşmeleri gerçekleştirilmiştir: "BMM Riyâset-i Celîmlesine, 7 Ocak 1922 Hakimiyet-i Millîye'nin küçük bir örneği olan Livâ Meclisi-i Umûmisi, bugün özel bir törenle açılmış ve millî yasal davamızın bütün dünya nazarında kabul edildiğinin ferdasında belli düşmanlarımızın kahrü tedmiri arefesine rastlayan işbu toplantıda millî hakimiyetimizin medar-ı istinadı olan TBMM'nin mesai ve başarısı hakkında meclisimiz tarafından en hararetli istekler içinde izhâr-ı teminat ve takdim-i ihtirama ve tazimata karar verilmiş olduğunuzu arz ile kesb-i fahr eylerim."

atatürk

Bolu Meclis-i Umûmi adına reis Mutasarrıf Fahreddin M.Kemal Paşa da TBMM Reisi imzası ile şu cevabı telgrafı göndermiştir. "Bolu Mutasarrıflığına: Bolu Genel Meclisi'nin açılması ve Büyük Meclise karşı hislerini içine alan telgrafnâmeleri Genel Hey'etce okunmuştur. Büyük Meclis, işbu sevgi dolu görüşlerden dolayı teşekkür eder ve Meclisinize başarılar temenni eylerim." BMM'nin 1923'deki yasama yılı Bolu tarafından, diğer vilâyetlerle birlikte tebrik edilmiştir. Ayrıca, M.Kemal Paşa'yı Bolu'ya davet etmek için, yedi kişilik bir heyet teşkil edilmiş, Ankara'ya gönderilmiştir.

Vakit Gazetesi, 21 Nisan 1923 tarihli sayısında, "Bolu'dan Gâzi Paşa Hazretlerine arz-ı tazimat ile kendilerini Bolu'ya davet etmek üzere geleceğini yazdığımız Heyet, Ankara'ya vasıl olmuş ve Çankaya'da, Paşa Hazretleri tarafından kabul olunmuştur. Paşa Hazretleri ilk fırsatta arzularını gerçekleştirmeye söz vermiştir." Çeşitli nedenlerle, Bolu'yu şereflendirme, 1934 yılına kadar gerçekleştirilemedi.

Mustafa Kemal Paşa'nın, ilk ve kapsamlı gezisi Cumhuriyet'in ilanından sonra 1934'de gerçekleşecektir. 1923-1934 devresinde, çeşitli vesilelerle, Çankaya'ya heyetler gönderilmiş, Boluluların içten ısrarlı davetleri tekrarlanmıştı. Dertli Gazetesi sahibi, Bolu Mebusu İlyaszâde (Gülez) ve Tayyare Cemiyeti Başkanı, Mustafa Kemal Paşa'nın Milli Mücadelede; inkılaplarının yayılmasında her zaman yanında bulunan Cevad Abbas (Gürer) Boluluların hislerine tercüman olmuşlardı. Anadolu gezilerinde, Bolu ancak 1934 de programa alınabildi. Şimdiye kadar, Reis-i Cumhur, Ankara, Yabanabad (Kızılcahamam), Gerede, Reşâdiye, Bolu, Düzce ve Adapazarı güzergahını görmemişti, fırsatını da bulamamıştı. Büyük Kurtarıcı'ya karşı bağlılık ve özlem duyan Bolulular, Temmuz 1934 de müjdeyi Mebus, Cevad Abbas Bey'den öğrendiler. Alışılagelmiş tetkiklerini yapmak için Bolu'ya gelen Mebus, Vali Ali Rıza (Üner) ve Belediye Başkanı, Baytar diye tanınan Reşad (Aker) ile görüşerek Reis-i Cumhur'un Bolu'ya geleceği müjdesini verdi. Haber az sonra bütün Bolu'da duyuldu. Bu mutlu geziyi, iyi bir karşılama töreni ile başlatmak istediler. Vali ve Belediye Başkanı, "Tezyin" ve Karşılama Heyeti'nin teşkili için emir verdiler. Yan komiteler de iki gruba yardımcı olacaktı. Öğretmen Kadriye Hanım (Atay), Faika Hanım (İnhisarlar Müdürü eşi), Hafız Murteza ve Muzaffer (Samur) Bolu'daki programı vilayete arz ettiler. Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın ikamet edeceği yer olarak Fırka tespit edildi. Bolu, Üçtepe üzerinde kurulmuştu. Bunlar; Karga, Hisar ve Hıdırlık tepeleri idi. 1930 yılı sonrası, Hıdırlık tepesinde Fırka parkı düzenlenmiş ve Bolu'nun en modern binası Cumhuriyet Halk Fırkası inşa edilmişti. Halk buraya kısaca Fırka binası diyordu. Halkevi/Fırka, bütün Bolu ovasına hakim ada vaziyetinde idi. Karacasu, Ilıcalar, Mudurnu, Düzce, Sünnice dağları, Gerede ciheti emsalsiz manzarası ile büyülüyor. İşte böylesine seçkin mevki, Reis-i Cumhur'un ikametine ayrılmıştı. 

Mebus Cevad Abbas Bey, hazırlıkları yerinde görmek, ilgili emirleri vermek için Ankara'dan tekrar Bolu'ya geldi (15 Temmuz 1934) Fırka'ya çıkıldı. Tezyin ve Karşılama Heyeti ile konuştu. Salonda yığılı halıları görünce, hayretini gizleyemedi. Tezyin Heyeti'nin bunların Reis-i Cumhur'un geçeceği yollara serileceğini söylemesi üzerine, Cevad Abbas; "Efendiler! Gâzi, böyle şeyleri sevmiyor.

Gösterişten uzak kalınmasını istiyor", demek zorunda kaldı ve O'nun "Ben Saltanat heveslisi değilim. Halktan biriyim. Cumhuriyet adamı olarak karşılanmak isterim." sözlerini hatırlattı. Reis-i Cumhur Gâzi Mustafa Kemal Paşa 17 Temmuz 1934 de, Bolu Vilayeti sınırında karşılandı. Öğleye doğru, sıcak, açık bir havada Gerede'de muhteşem bir karşılama yapıldı. Sonra, Arkut dağının mor koyu yeşil denizi andıran çamlıktaki Ramazan Dede tepesine çıkıldı.

atatürk

Gerede ve ovası, Erzurum ve Sivas yaylalarını hatırlatan serinlikte, seyredildi. Vali ve Kaymakam'ın, Belediye Başkanı'nın izahları dinlendi. Mustafa Kemal'in hoşuna gitmiş olmalı ki, tepeye "Esen Tepe" denildi. Reis-i Cumhur ve beraberindekiler, son yılların en güzel yemeğini, Geredeli, Mengenli ve Bolulu aşçıların elinden yemişlerdi. Öğlenden sonra nefis manzarası ile insanı büyüleyen Reşadiye'ye hareket edildi. Gölün güneyindeki kasabada, köy halkı Mustafa Kemal'i yine candan karşılayarak, bağrına bastı. Reşadiye, eskiden Çağa ismini taşıyordu. Gölün, Mengen tarafındaki asıl yeri yangınla harap olduğu için, tarihi kasaba, şimdiki yerine taşınmıştı. Sultan Mehmed Reşad'ın adı, yeni yerleşme yerine verilmiş, bu nedenle Reşadiye diye anılmıştı. Reis-i Cumhur, "buraya Çağa denilsin" direktifini verdi. 

Diğerinden ayırmak için de Yeni çağa şekli kabul edilmiştir. Aynı gün, öğle ile ikindi arası kafile Bolu'ya vardı. Telefonla, Gazi'nin nerede bulunduğu öğreniliyor ve halka bilgi veriliyordu. Reis-i Cumhur, açık ve güneşli bir havada, Bolu'ya ilerlerken, harman vakti olmasına rağmen hemen bütün köyler, şehre dolmuş, kasabalılarla Karga ve Hisar tepeleri civarında büyük kalabalık teşkil etmişlerdi. Reis-i Cumhur, Bolu dışında yine resmen Vali Ali Rıza (Üner), Belediye Başkanı Baytar Reşad (Aker), Askeri Birlik Komutanı, subaylar, askerler, mülki erkanca karşılandı.O'nu istikbal edenler arasında milletvekilleri Hasan Cemil Çambel, Salah Cimcoz, Şükrü Gülez, Cemal Said Siren, Bolulu Tahir Hitit de göze çarpmakta idi. Ankara kafilesindekiler ; Recep Peker, Şükrü Kaya, Afet İnan, İsmail Hakkı Uzmay, Salih Omurtag, Cevad Abbas Gürer, korumalar ve yaverlerdi. 

Reis-i Cumhur, şimdi Anıtkabir Müzesi'ndeki otomobilden inmiş ve Bolu toprağına Hisar altında ilk adımını atmıştır. Spor kıyafetli idi. Gömlek yakası açıktı. Ön cebinde beyaz mendil vardı. Siyah kuşaklı fötrü ile halkı selamladı. Öğrencileri fark edince, Gazi: "İşte Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği bunlardır. Bu gençlere değer vermeli ve en iyi biçimde yetişmeleri sağlanmalıdır. Çünkü Cumhuriyet bunların omuzlarından yükselecektir" diyerek, yanındakilerin dikkatini çekti. Bolulular, aziz misafirini karşılarında görünce, hasret giderdiler, heyecan fırtınası dalga dalga yayılıyordu.

atatürk

Reis-i Cumhur hiç usanmadan fötrü ile halkı selamladı. Sonra, Fırka'ya çıkıldı. Kendisine tahsis edilen odaya doğru ilerlerken merdivende bir an durakladı. Ilıca, Karacasu taraflarına baktı. Recep Peker'e: "Bolu'yu Ankara'dan önce görmeliydim..." dedi. Bu söz, Bolulularca, sonraları değişik şekilde yorumlandı. "Yoksa, Gazi, Bolu'yu başkent yapamadığına mı hayıflanıyordu." Fırka'da, üst düzeyde ve halkın temsilcileri ile fikir alışverişinde bulunuldu. Gazi, Bolu'ya ve inkılaplara dair bazı sorular yöneltti.

Akşam, Boluluların tertiplediği gece, öncekilerden farklı idi. Geleneksel Paşa pilavı, bazılarını hayrete düşürmüştü. Çankaya'daki sofra, burada, daha farklı ve insanı imrendirecek sıcak havadaydı. Behire (Bahire) Hanım ile Gazi arasında kısa sohbette verilen cevaplar son derece ilgi çekici idi. Gazi, sonunda Bahire'ye "senin adın bundan sonra BEDİZ olsun, Seninle, Türk kadınının temsilcisi olarak BMM'de çalışmak isterim." dedi.

Bediz Hanım, önerildiği gibi kadın mebus olarak BMM'ne girdi. Soyadı olarak da, Morova'yı aldı (1935). 18 Temmuz 1934 günü, Ankara'dan Hariciye'nin ulaştırdığı, Kuşadası hadisesi, bir önceki gecenin neşesini kaçırmışa benziyordu. Zira, iki İngiliz subayının yaralanması, Türkiye ile siyasi gerginliğe sebep olabilirdi. Gazi, çevresinin üzüntüsünü hissedince, Cevad Abbas'ı yanına davetle "Türk askeri, kendisine düşen vazifeyi yapmıştır" cevabi telgrafın, Ankara'ya gönderilmesi talimatını verdi. Reis-i Cumhur'a Halkevi'nin hatıra defteri arz edildi. "Bolu Halkevinde bir gece kaldım. Bolu'nun güzelliğinden, halkın coşkun sevinçlerinden çok mütehassis oldum. 18. VII. 1934. Gazi Mustafa Kemal" cümlelerini mürekkep kalemi ile yazdı. Mustafa Kemal, yine Boluluların coşkun kalabalığı ile Düzce'ye uğurlandı. Bütün ileri gelenler, vilayet ve belediye yetkililerince Borazanlar, Paşa köyü, Berberler, Zincirlikuyu Ayrılık çeşmesine kadar, kafileyi takip ettiler.1935 yılında yayınlanan kutlama kitabında, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Bolu ziyareti ve bıraktığı izler şöyledir. Yıllarca bekledikten, yolunu gözledikten sonra Bolulular Atatürk'ü 17 Temmuz 1934 de aralarında gördüler. Bolulular böyle bir günü o kadar çok beklemişlerdi ki, daha Atatürk Gerede'den çıkmadan Bolu doğu tarafı Hisar'ın altı binlerce insanla dolmuştu. O'nu ilk görmek kıvancını kimse ötekine vermek istemiyordu.Nihayet geldi. Aramıza girdi. Doya doya gördük.Güzel Bolumuzu beğendi. İki gün içinde O'nu aramızda o kadar benimsemiştik ki gidişi ile Bolu bomboş gibi oldu. Bolu, O'nun Bolu'ya ayak bastığı günü, 17 Temmuz gününü, bayram günü olarak kabul etti. Her yıl 17 Temmuz sonsuz bir coşkunlukla kutlanıyor. Şimdi her yıl tekrarlanan bu büyük günde bütün Boluluların aradığı, hasretle gözlediği bir çehre var. Bir kere aralarında gördükleri büyük Türk'ü bir daha aralarında görmek." Bolu Urayı'nın yazısında da vurgulandığı gibi 17 Temmuz, Ata'nın Bolu topraklarına ayak basışı, bayram günü kabul edilmiştir. Her yıl aynı tarihte resmi törenle, 1934 yılının yıldönümü kutlanmaktadır. Şimdi, Türk ve dünya turizminin gözdesi Abant, 1935'den beri her yıl bayram şenliklerine sahne olmuştur. 1940'da Mahfel civarında, Hükümet ve Kışla'nın yanında, Düzce şosesi üzerinde heykeli ve park düzenlemesi yapılmıştır. Heykeltraş Nejat Sirel (1897 - 1959) Bursa'dan sonra, en görkemli anıtı, Bolulular'a kazandırmıştı. Bolu kültür hayatının mühim siması M. Karamanoğlu, 1934 yılı ile ilgili olarak "Gazi dolması" hikayesinden bahsetmektedir. Sene : 1934 Ebedi Şef Atatürk, Bolumuzu şereflendirmişti. Ne yazık ki, İzmir'de vurulan iki İngiliz subayı olayı, daha fazla kalmalarına mani olmuş, bizleri de hayli üzmüştü. Bolu - Adapazarı yolu berbat bir durumda, Vali ve Nafia Müdürü çukurları kum ve çakıllarla doldurtmakta. Yol çavuşları nezaretinde ekipler hummalı bir faaliyette. Bolumuz'dan ani olarak yola çıkan Atamız. Kendisi ile beraber hareket eden maiyetini ve göndermeye gidenleri bir hayli geride bırakmıştı.Yolun sonlarına doğru bir çavuşun nezaretinde amelelerin acele acele bir çukur doldurmaya çalıştıklarını görünce dururlar. Yol çavuşuna ne yaptığını sorarlar. Atası'nın daha birkaç gün Bolu'da kalacağını bilen yol çavuşu Mehmed Çavuş, yolcunun yüzüne bakmadan "Gazi dolması Efendim" der ve yine işine devam eder. Atatürk, "O da ne demek" diye sorunca; yolcunun yüzüne bakan ve Atası'nı karşısında gören Mehmed Çavuş safiyetle; "Paşam. Sizin çukurlarda sarsılmamanız için çukurları dolduruyoruz" der. Ata, o zamana kadar yetişen Vali'ye(Ali Rıza Üner) döner. Yol Çavuşu'nun taltifini; Nafı'a Müdürü'nün de iyi çalışmasını emreder. Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal, Bolu Dağı, Derbendi, Bakacak, Darıyeri, Kaynaşlı Üçköprü, Civat yolu ile Düzce'ye doğudan girdi. Bolu caddesinde, Bolu'daki gibi bitmeyecek heyecanla karşılandı. Fettah Bey tarlası mevkii geçildikten sonra bir çeşme önünde, otomobilden indi.Yine öğrencilerle ilgilendi. Kaymakam, Belediye Başkanı ve bazı ileri gelenlerle kısa sohbetten sonra Düzce'den ayrıldılar. Aziziye, Mergiç, Kapıcı, Çilimli Sapağı, Karaköy yolu ile ovanın batı ucunda, küçük bir tepe eteğindeki İbrahim Ağa köyüne gelindi. Halkın ısrarlı isteklerini kırmayarak, ikram edilen ayran içildi. Köylülerin candan yakınlığından etkilenen Reis-i Cumhur'un dinlendiği, su şırıltısını dinlediği çeşme de, Düzceli bir usta tarafından Meşrutiyetin ilanının bir hatırası olarak inşa edilmişti. Zaman kısıtlı olduğundan, kafile yine Cumayeri Sapağı Gümüşova/Kışla güzergahını takiple, Hendek'te Adapazarı, günümüz Sakarya ili sınırlarına girmişti. Reis-i Cumhur Kemal Atatürk'ün 10 Kasım 1938'de, İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda vefatı, bütün Bolu'ları kalben üzmüş ve vilayette matem havası hakim olmuştur. 18 Kasım ve 21 Kasım 1938'de, bu nedenle Bolu'da iki etkinlik göze çarpmaktadır. 18 Kasım 1938'de, Büyük Kurtarıcı K. Atatürk'ün ölümü acısı Bolu'da, ilçelerinde, bir haftadır, üzerinde durulan konu idi. Beşikten mezara kadar ki çizgide, genel bir yas hüküm sürüyordu. Herkes birbirine küskün gibi göz yaşı dökmekten ağızlarını bıçak açmıyordu. Kereste Fabrikaları, dükkanlar kapalı, radyolu yerler, Halkevleri halk ile dolu. Hep, radyonun yayını tek nefes halinde dinleniyordu. Pazara odun ve eşya satmak için gelen köylüler "buna ne dersin" diye gözleri yaşarıyordu. Cenaze törenine katılmak için CHP'den, belediyeden, halktan temsilciler seçildi. Ayrıca büyük bir anma mitingi de yapılacaktı. Herkes buna hazırlanıyordu. Devletin resmi yayın organı olan Ayın Tarihi'nde 20 Kasım 1938 günkü haberinde ise Bolu'daki etkinliklere temas edilerek, Büyük ve Ebedi Kurtarıcıya, Ankara'da yapılan cenaze merasimini radyoda gözyaşları arasında dinleyen Bolu Halkı, Halkevinde toplanarak verilen hitabeleri yine sonsuz gözyaşları içinde dinlemişlerdir. Binlerce köylü ve şehirli saat 14:00'de Cumhuriyet Meydanında toplandı. Halkevi Bandosunun çaldığı İstiklal Marşı ve matem havaları tazimle dinlendikten sonra halkın Ulu Ata'sı için hazırladığı çelenkler Anıt önüne konuldu. Üç öğretmen ve bir gencin, Atamız'ın ebedi varlığı ve hayatı ve eseri hakkında verdikleri heyecanlı söylevler hıçkırıklarla dinlendi. Hep bir ağızdan yolunda hayatlarını feda edecekleri namus ve şeref üzerine ant içtikten sonra, Abide'nin önünde başta bir albay olduğu halde asker, talebe ve bütün halk baş eğerek tazim ve gözyaşları ile geçerek, merasime nihayet verildi. Bolulular, Atasını hiç unutmadı. Her 17 Temmuz ve 10 Kasım'da O'nu hep andı.

*ATATÜRK VE BOLU yazısı Bolu Valiliğinin internet sitesinden alınmıştır.


Bu site Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı Bilgi İşlem Şefliği tarafından hazırlanmıştır.